derelitekke köyü
FACEBOOK

Köyümüz ve derneğimizle ilgili haberleri Recep Sipahi ve Bekir Çınar yönetiminde oluşturulmuş Facebook sayfaları üzerinden izleyebilirsiniz. Kendilerine teşekkür ederiz. Tüm hemşehrilerimizi gruba katılmaya davet ediyoruz.

SÖZLÜK PDF Yazdır e-Posta
Mehmet TEKŞEN tarafından yazıldı.   
Salı, 23 Haziran 2009 22:10

Not: Büyüklerimizin dilinde yaşayan kelimeleri, deyimleri, atasözlerini anlamlarıyla ve kaynak kişinin adı, soyadı, mahallesi ile birlikte Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir e-posta adresine gönderererek sizde katkıda bulunabilirsiniz.

SÖZLÜĞE BÜYÜK ÖLÇÜDE KATKISI OLAN

  • Şaban kızı Rahşan TEKŞEN, Tekke Mahallesi
  • Abidin ÇAĞLI
  • Hasan oğlu Faik TEKŞEN, Tekke Mahallesi
  • Abdülkadir ÖZTÜRK

A:
abdestlik:
Ahşap evlerde lavabo olarak işlev gören; el yüz yıkanılan, abdest alınan yer. "Abdestliğe sıcak su koydun mu oğul?
ahlat: Bir armut çeşidi.
apaz: Avuç. Örn: Turşuya bir apaz tuz koysan yeter.
avu: acı, zehir, hastalık. "Bu Ramazan'ı avulu geçirdik." "Bu mantar avulu."
ayak yolu: Tuvalet.

B:
beniz: Ten. Örn: Bu çocuğun benzi pek soluk, doktora gittiniz mi?
bükme: Mayasız hamurdan yapılan bir ekmek cinsi. Yuvarlak olarak açılan hamurun içine patates, çökelek gibi malzeme konulur ve hamur ikiye katlanarak saçta pişirilir. Saçtan alındıktan sonra yağlanarak yenir. Açılan hamurun katlanış şeklinden dolayı bu adı aldığı söylenebilir.

C:
calay: Dilsiz.
camış: Manda yavrusu.
cızlama: Krep.
cini: Sarımsağın bir tek dişine verilen ad.

Ç:
çardak: Ahşap köy evlerinde hol işlevi gören ancak bir oda kadar geniş ve büyük olan yer.
çay: Küçük dere.
çiçeklik: Ahşap köy evlerinde duvarlara gömme olarak yapılan raflı dolapçık. Genellikle oymalı yahut desenli olduğundan dolayı bu adı almış olabilir.
çökü: Kastamonu kadınlarının yöresel kıyafetlerini tamamlayan bir unsur. Başlarına örttükleri beyaz yazmanın altına konulan takke şeklindeki başlık.

D:
dedekılı: Sabanla boyuduruk baglantısını yapan tahta parçası.
derme: Kastamonu kadınlarının elbiselerinin üzerine giydikleri bir nevi küçük yelek. Dermeler genellikle su taşı ile süslenir.
düğe: İneğin dişi yavrusu.

E:
emmi: Amca.
emrez: Hastalık.
evermek: Evlendirmek.
eynini giymek: Kıyafetlerini giymek. Örn: Oğlana eğnini giydir kızım, üşüyecek!

F:
feşel: Yaramaz. Feşel çocuk.

G:
gazel:
Sonbaharda dökülen sarı ve kuru yapraklar.gıcı: Kozalak. Örn: Gıcıları toplayalım ki kışın sobada yakarız.
gıygaşuk: Aralıklı. Örn. Kapıyı gıygaşuk koy.
gicişmek: Karıncalanmak. Örn: Dudaklarım gicişiyor, yakında el öpeceğim.

göğnü kabarmak: Midesi bulanmak.
gök: Renk olarak yeşil.
gözleme: Mayasız, yumuşak bir hamurdan yapılan, içine hiçbir malzeme konmayan ve saçta sıvı yağ ile pişirilen bir ekmek cinsi. Gözleme saçta yağlandığı için hamurun üzerinde küçük kırmızı gözeler oluşur, bu yüzden adına gözleme denmiş olabilir.

H:
hak gün: Düğün günü. Gelinin baba evinden alınıp damadın evine getirildiği gün.
hakçı: Damadın evinde toplanıp hep birlikte gelini almaya giden kalabalık. Konvoy.
hamam yapmak: Banyo yapmak.
haluşka: Hamurun açıldıktan sonra küçük kare parçalar biçminde kesilip haşlanması ile yapılan bir yemek. Üzerinden kızartılmış yağ gezdirilen haluşkaya ufalanmış keş de dökülebilir.
hamut: Harmanda atların boynuna takılan halka.
hevlü: İki katlı ahşap evlerde, zemin kattaki giriş kısım. Burada genellikle odun, saman sepetleri, tarla-bahçe malzemeleri bulunur.
hıra: Küçük. "Ahmet'in hıra oğlanı askerden gelmiş."
hozmur: Patates.

I:
ıspıt: Halk pazarlarında kaldırık olarak bilinen; küçük, mor çiçekli, sapları tüylü bir bitki. Haşlandıktan sonra suyu sıkılmış hâli, yumurta ile mıhlanarak yapılır.

İ:
idare: Elektriğin olmadığı zamanlarda kullanılan küçük huni şeklindeki siyah aydınlatma aracı.

J:

K:
kabzesi daralmak: Ruhu sıkılmak, canı sıkılmak. Örn: Kabzem dar bugün, üstüme varma.
kadın parmağı: Bir erik cinsi.
kaynamak: Zahmet vermek, yük olmak. "Sana çok kaynadık, hakkını helal et!"
kayınna: Kaynana.
kırtıl: Saf mısır unundan yapılan ekmek.
kiren: Kızılcık.
kocakarı kaburgası: Kuşburnunu andıran, daha küçük ve kırmızı bir yemiş cinsi.
kovuk: Ağaç kovuğu.
kölhamuru: Köle hamuru’ndan bozularak bu şekilde söylenen, mısır unundan yapılan bir yemek cinsi. Hazırlanan hamur iki kaşık arasına sıkıştırarak şekillendirilir ve tepsiye dizilir. Üzerine pekmez ve ceviz dökülerek öğün yemeği olarak yenilir.
kötürüm: Sakat.

L:
löküs: Elektriğin olmadığı dönemlerde kullanılan bir aydınlatma aracı.

M:
marazlığı olmak: Hamile olmak.
mısaf: Mushaf, Kur’an-ı Kerim.

N:

O:
ocak: Köy evlerinde yemek ve ekmek pişirmek için kullanılan şömine.
ok: Gelin çiçeği
oranlama: Uydurma. Örn: Kocakarı oranlaması.

Ö:

P:
pür: Çam ağacının dikenimsi, ince ve uzun yaprakları.

R:

S:
saçı: Gelini baba evinden çıkarırken gittiği eve bereket getirmesi temenni edilerek başından aşağı serpilen leblebi, para, şeker vs. geleneksel karışımı.
salman(kirmen): İplik egirmek için kullanılan araç.
samuramak: Sayıklamak.
sanadak: Bir evliliğe aracı olan kişinin, oğlan babasından alacağı pay, hisse. Sanadakın cinsi küçük baş hayvan cinsidir. Örn: Topal Salim iki sanadak almış Kadir Emmi’den.
savuşmak: İyileşmek.

Ş:

T:

U:

Ü:

V:

Y:
yasraç: Üzerinde hamur açılan düz tahta parçası. (Yassı ağaç ifadesinden bozularak bu hâle geldiğini tahmin ediyorum.)

Z:
zelve: Boyundurukta öküzlerin bağlanmasında kullanılan egri parça.
zirat: Mezarlık.

Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Kasım 2010 21:26
 
Reklam
Reklam